30 Ekim 1960’ta, Arjantin’in Villa Fiorito kentinde dünyaya gelen Maradona futbola, 5 Aralık 1970’te, Goyo Carrizo adlı bi arkadaşı tarafından, o dönemde Los Cebollitas takımını çalıştıran Francis Cornejo ile tanıştırılmasıyla başladı.
Henüz 10 yaşındayken oynamaya başladığı Los Cebollitas, 136 maç boyunca yenilmedi ve bi efsaneye dönüştü. Daha sonra, 20 Ekim 1976’da, Argentinos Juniors takımıyla birinci ligdeki ilk maçına çıkan Maradona, 1979 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası'na katıldı.
Boca Juniors takımında ilk olarak 22 Şubat 1981 tarihinde Talleres karşısında forma giyen Maradona, o sene bu takımda ilk lig şampiyonluğunu yaşadı.
Maradona 1982’de, 12 milyon Dolar’lık rekor bir ücretle Barcelona’ya transfer oldu. Ünlü futbolcu, Nou Camp’taki ilk maçını 1982 Dünya Kupası açılışında, Belçika’ya karşı oynadı. Barcelona formasıyla başladığı sezonda, taraftarlarını hayal kırıklığına uğratan Maradona’nın peşini, yaşadığı sakatlık ve hastalıklar, 2. sezonda da bırakmadı.
1984’te, kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna almayan Menotti’nin Barcelona’nın teknik direktörü olmasıyla, takımdan ayrılan Maradona, 1991’e kadar formasını giydiği, İtalya’nın Napoli takımıyla sözleşme imzaladı. Arjantin’in, Dünya Kupası’nı evine götürdüğü kupada, çeyrek finalde Maradona’nın İngiltere ağlarına eliyle gönderdiği gol, uzun yıllar boyunca tartışılmaya devam etti. Golün yarattığı tepkilerin ardından, gölü attığı elini “tanrının eli” olarak tanımlayan Maradona’nın takımı, 1990 Dünya Kupasın’da finalde, Almanya’dan yenen penaltı golüyle mağlup oldu ve kupayı alamadan evine döndü.
1991 yılında bir İtalya lig maçı sonrası rutin bir doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıkan ve Arjantin’e dönüşünde, polis tarafından uyuşturucu bulundurduğu gerekçesiyle göz altına alınan Maradona’nın kariyerindeki düşüş başladı.
Gözaltı günlerindeki agresif tavırlarıyla sürekli haberlere konu olan Maradona, kariyerinin sonuna geldiğini düşünenleri haksız çıkardı. 1993 yılında, İspanya’nın Sevilla takımına transfer olan futbolcu, 1994 Dünya Kupası’nda oynadı. Ancak Amerika’da düzenlenen turnuvada yine illegal madde kullandığı ortaya çıkan Maradona 15 ay ceza alarak kupadan diskalifiye edildi.
Cezalı olduğu bu dönem boyunca, Deportivo Mandiyu ve Racing Club gibi kulüplerde teknik direktörlük yapan Maradona, 1995 yılında cezasının bitmesinin ardından, ilk takımı Boca Juniors’a oyuncu olarak döndü. Boca Juniors formasını terlettiği 2 sezonunun ardından Maradona, 1997’de spor hayatını çıkmaza sürükleyen kokain alışkanlığından kurtulamayınca, 37 yaşında aktif futbol kariyerini sonlandırdı.
Futbolu bıraktıktan sonra aşırı kilo alan, çeşitli sağlık problemleri yaşayan ve uyuşturucunun neden olduğu, kalbiden geçirdiği rahatsızlığın tedavisi için Küba’da geçirdiği, 22 aylık sürecin ardından, bir trafik kazası geçiren Maradona dizinden ufak bir operasyon geçirdi.
İniş çıkışlarla dolu, sansasyonel hayatına karşın Maradona, 11 Aralık 2000’de yapılan bir törende, FIFA tarafından, Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu seçildi. Törende kendi ödülünü almasının hemen ardından Pele’nin ödül almasını beklemeden salonu terkeden Maradona, ertesi gün yaptığı açıklamada, “Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim” diyerek, eliyle attığı gole yaptığı “tanrının eli” açıklamasına benzer bir açıklama yaptı.
Kulüp takımı formaları altında çıktığı 588 maçta, 311 gol atan ve 27 Şubat 1977’de Macaristan karşısında çıktığı ilk milli maçında, takımını 5 –1’lik skorla galibiyete taşıyan Maradona, Arjantin Milli Takımı forması altında oynadığı 91 maçta da 34 gol kaydederek, adını dünyanın en iyi furbolcuları arasına yazdırdı.
Ferenc Puskás (2 Nisan 1927 – 17 Kasım 2006) (doğumu Ferenc Purczeld), aynı zamanda Puskás Ferenc olarak da anılır (Macarcada soyadı önce söylenir) ya da Puskás Öcsi (Macarca adı) ya da Ferenc Puskas Biro (İspanyolca adı), Macar futbol oyuncusu ve teknik direktörüdür. Tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilir, ve oynadığı maç attığı gol oaranına göre tüm zamanların en verimli golcülerinden biridir, milli kariyerinde Macaristan milli takımı için 84 maçta 83 gol, ve Macar ligi ve İspanya liginde toplma 533 maçta 511 gol atmıştır.
Puskás, Real Madrid'e gitmeden önce Budapeşte Honvéd FC ve Macar milli takımında oynadı. 1950'ler boyunca Altın Takım olarak bilinen efsanevi Macaristan Milli Takımı'nın kaptanıydı. Sovyetler Birliği'nin 1956'da Macaristan'a askeri müdahalesinden sonra ülkesine dönmedi. FIFA'nın iki yılık boykot cezasının bitmesinden sonra İspanya'ya gitti ve efsanevi Real Madrid takımının parçası oldu. Bu takımda aynı zamanda Alfredo Di Stéfano, Francisco Gento, Raymond Kopa, Héctor Rial ve José Santamaria oynuyordu.
Puskás, sol ayağıyla attığı sert şutlar ile, kariyeri boyunca çok üretken bir golcü oldu; Macar liginde oynadığı dört sezonda gol kralı oldu ve 1948 yılında tüm Avrupa liglerinin gol kralı oldu. Real Madrid'de oynarken İspanya gol kralına verilen "Pichichi Ödülü"nü dört kez kazandı. Real Madrid'le oynadığı iki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Kupası finalinde toplam yedi gol attı. 1960'ta İskoçya'nın Glasgow kentindeki final maçında Alman Eintracht Frankfurt'u 7-3 yenen Real'in dört golü ondan geldi. 1964'te 37 yaşında futbolu bıraktı.
1995 yılında Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Fedarasyonu IFFHS tarafından 20. yüzyılın en iyi golcüsü seçildi.
Futbol tarihinde yer almis oyuncular, teknik direktorler, maclar oldugu gibi futbolun icinde yer alan insanlarin (bazen de disaridakilerin) soyledigi unutulmaz cumleler, sloganlasmis ifadeler vardir. Bunlardan bazilarini buraya yaziyim, burada olmayan guzel sozler varsa sizde ilave edin lutfen.
Cok hosumuza gidecek birkac sozle baslayip devam edelim Very Happy
- "Hicbir kuvvet beni bu stadda 25000 kisi olduguna inandiramaz! Dida'yi bir kere bile duyamadim" Galatasaray maglubiyeti sonrasi Milan Takim Kaptani Maldini
- ""Bizim taraftarimiz asla Galatasaray taraftari gibi olamaz, kimse boyle bir taraftar grubu onunde oynamak istemez" Havier Irureta - Deportiva La Coruna
- "Diger ulkelerin tarihi, Uruguay'in futbolu vardir" Ondino Viera
- "Bazi insanlar futbolun bir olum kalim meselesi olduguna inanirlar. Sizi temin ederim ki ondan cok cok daha onemlidir" Bill Shankly
- "Her dezavantajin bir avantaji vardir" - "Acikcasi hic hata yapmam, cunku hata yapmak bayagi caba sarfettiren birseydir" - "Italyanlar size karsi galip gelemezler ama siz onlara maglup olabilirsiniz" - "Tanriya inanmam, Ispanya'da 22 futbolcu da istavroz cikarir, eger bir faydasi olsaydi butun maclarin berabere gitmesi gerekirdi" Johan Cruijff
- "El Barca es mes que un club - Barcelona bir futbol klubunden otedir!"
- "Boca es mi religion, Maradona es mi dios, la Bombonera es mi iglesia - Boca benim dinim, Maradona tanrim, la Bombonera da mabedimdir" - Boca Juniors Stadi ;a Bombonera girisinde yazan cumle
- "Ahlaka dair bildigim ne varsa futboldan ogrendim. Cunku top hicbir zaman bekledigim koseden gelmedi" - Albert Camus
- ""Yarin yine bborclarim olacak aam bu gece kral benim" - Sampiyonluk kutlamalari sirasinda Napoli taraftarlari
Köpekler İstedi diye atlar ölmez...Mircea Lucescu
'Risoltante importante'.....İmparatore...
"Futbol 90 dakika süren ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur"...Gary Lineker
Johan Cruyff;"Top bizdeyken onlar gol atamaz",,"Futbol basittir. Zor olan basit futbol oynamaktir"
"Galatasaray'ı sevmeyen ölsün" Büyük Başkan Ali Tanrıyar
Yenilmek kolay, yenmek olay! =>Fatih Terim
"Banim işim gol... Gel di mi şakarım"- Fernand Coulibaly
"Oynat Uğur'cuğum" Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu
"Her takıma giderim, ama asla Fener'e gitmem!" Fatih Akyel - Nisan 2001
İlker Yasin'in unutulmaz sözü:"Ağlamak istiyorum, Galatasaray yarı finalde!"
"En güzel gol, boş kaleye atılan goldür" Cruyff
"Bu golü değil Şımaykıl, bütün Maykıllar biraraya gelse çıkaramaz!" Manchester United deplasmanında Arif'in attığı nefis aşırtma golü sonrası, maçı TV'de anlatan Ümit Aktan...
"Manchester karşısında, Galatasaray'a %1 bile şans vermiyorum" Ali Sami Alkış, 1993-94 ŞL Öneleme kura çekimi sonrası...
Futbolda nefeslerin tutulduğu, heyecanın doruğa ulaştığı anların başında penaltı anı gelir. Hakkında fizikçiler, matematikçiler el ele verir ve ‘en iyi’ için deneyler yapar hatta. Kalecilerin şansının son derece düşük olduğu penaltılarda futbolcunun vuruş tekniği ve soğukkanlılığı da çok büyük önem taşır. Yıllardır Totti ve Zidane tarafından ustaca kullanıldığına şahit olduğumuz bir türdür Panenka penaltısı. Bu penaltıya böyle denmesinin sebebi ise Çekoslavakyalı Antonin Panenka tarafından ilk kez kullanılmış olmasıdır. Atış şekli şöyle:Düdük çaldıktan sonra futbolcu topa hızla yaklaşır, dibine hafifçe vurur. Aynı doğrultuda yükselip alçalan top, ağlarla buluşur. Bu penaltıda kaleci yerinde durursa topu göğsüyle kontrol edip dalga bile geçebilir, ancak çoğu zaman kalecilerin bir köşe seçtiği düşünülürse etkili bir stildir. Bu penaltı ile ilgili en çok hatırlanan an, kuşkusuz Zinedine Zidane’ın 2006 Dünya Kupası Finalinde Buffon’u avladığı andır ki şu linkten izleyebilirsiniz:
Eh, penaltı diyince akla bir maçta üç penaltı kaçıran Arjantinli Martin Palermo da gelmiyor değil. Onun efsane maçı için ise şu linke tıklamanız yeterli olacaktır: